EĞİTİM YÖNETİCİLERİNİN ‘SÖZLÜ SINAV’LA BELİRLENMESİ, TORPİL VE SİYASAL KADROLAŞMA DEMEKTİR!

BASIN METNİ İÇİN TIKLAYINIZ

EĞİTİM YÖNETİCİLERİNİN ‘SÖZLÜ SINAV’LA BELİRLENMESİ,

TORPİL VE SİYASAL KADROLAŞMA DEMEKTİR!

 

Milli Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Eğitim Kurumlarına Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği, 22 Nisan 2017 tarihinde resmi gazetede yayımlanmıştır. 15 yıldır en yoğun siyasal kadrolaşmanın yaşandığı MEB, yeni yönetmelikle yönetici atamalarının artık sadece sözlü sınava dayalı olarak yapılacağı düzenlenerek, eğitim kurumlarının sadece yandaş yöneticiler tarafından yönetilmesinin önünü açmıştır.

16 Nisan’da yapılan şaibeli referandum sonrasında adım adım inşa edilmeye başlanan “yeni rejim”in ilk adımları hızla atılmaya başlanmıştır. Kamu emekçilerinin sınırlı iş güvencesi nin hedefte olduğu, eğitim yöneticilerinin liyakat yerine, siyasal-ideolojik yakınlık, sadakat ve yandaşlık ilişkilerine göre belirleneceği yeni bir döneme girilmiştir.

Geçtiğimiz yıllarda siyasal kadrolaşma amacıyla gündeme getirilen ve Danıştay tarafından “objektif olmama” gerekçesiyle iptal edilen “sözlü sınav”la yönetici atama konusunun kalıcı olarak uygulanmaya başlanacak olması, eğitim yöneticiliği üzerinden tarihin en kapsamlı ve yaygın “siyasi kadrolaşma” sürecine girildiğini göstermektedir.

Danıştay, geçmişte benzer gerekçelerle yapılan düzenlemelerin büyük bölümünün yürütmesini “… en uygunun seçilmesi yönünde nesnel ölçüt öngörmeyen, … atamaya yetkili makamın öznel değerlendirme ve mutlak takdirine meydan verecek mahiyet taşıyan, … hukuka ve Danıştay’ın önceki kararlarına da aykırı” vb ifadelerle, idarenin eğitim yöneticilerini liyakate göre değil, siyasi görüşlerine göre belirlemesini sağlayacak olan uygulamayı iptal etmesine rağmen, eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde sadece “sözlü sınav” yapılması dikkat çekicidir.

MEB, eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde “sözlü sınav” gibi doğrudan “siyasal ve sendikal torpil” çağrıştıran yöntemler değil, liyakatin temel alındığı, objektif, bilimsel kriterlere dayanan ve kimsenin kafasında soru işareti oluşturmayacak ölçütler belirlemelidir.

REHBER ÖĞRETMENLERLE İLGİLİ YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİ,EĞİTİMİN NİTELİĞİNİ OLUMSUZ ETKİLEYECEKTİR.

MEB’in benzer pek çok konuda olduğu gibi, Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliğinde, böylesine önemli bir alanın en temel özelliklerini göz ardı ederek yaptığı değişiklikler, eğitim sisteminde ileriye değil, geriye doğru gidişin hızlanacağı izlenimi vermektedir.

Türkiye’de öğrencilere yönelik istismar ve ihmallerin ortaya çıkarılmasında rehber öğretmenlerin önemli bir rolünün olduğu açıktır. Bunun temel nedeni, rehber öğretmenlerin öğrencilerle kurdukları iletişim becerileri, karşılıklı anlayış, rehber öğretmen ile öğrencinin koşulsuz kabul, empati, güven ve saygı çerçevesinde ilişki kurabilmesidir. Böylesine önemli ve hassas bir görevi yerine getiren rehber öğretmenlerin boş derse girmesi, nöbet, etüt gibi yaptıkları iş ile çelişen görevler verilmesi, rehber öğretmenlerle öğrencileri arasındaki ilişkiyi, dolayısıyla rehberlik hizmetlerinin temel işlevini temelden değiştirecek özellikle göstermektedir.

Rehber öğretmenlerin diğer öğretmenlerden farklı olarak haftada 40 saat çalışmaya zorlanması, pek çok yönden zor ve ağır bir görevi yerine getirmeye çalışan rehber öğretmenlerin görevlerini sağlıklı bir şekilde yapmalarını imkansız hale getirecektir.

Eğitim Sen olarak başta rehber öğretmenlerimiz olmak üzere, MEB’in dayatmacı uygulamaları ile karşı karşıya olan tüm eğitim ve bilim emekçilerinin yanında olduğumuzu belirtiyor, yönetmelik değişikliği ile ilgili sürecin takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz.

Sinan MUŞLU

Şube Başkanı

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ