2019 / 2020 ÖĞRETİM YILI DEĞERLENDİRME RAPORU VE BASIN AÇIKLAMASI

DÖNEM SONU DEĞERLENDİRME RAPORU İÇİN TIKLAYINIZ 

                                                                                                                                                                          19 Haziran 2020

BASINA VE KAMUOYUNA

“AKP İKTİDARI EĞİTİM VE BİLİMDE BU YIL DA SINIFTA KALDI”

                Eğitimin uzaktan yapılmaya çalışıldığı bu yılki uygulama aslında AKP’nin yıllardır eğitime olan uzaklığının fotoğrafıydı sanki. “Eğitim oranı arttıkça bize oy verenlerin sayısı azalıyor”, “Eğitim zorunlu olmaktan çıkarılmalı, gereksiz bir alan, eğitime ayrılan payla daha hayırlı işler yapabiliriz.”  Diyen bu zihniyetin eğitim/öğretim karnesi de doğal olarak baştan sona kırık puanlarla doludur. Bu yaklaşımlar eğitimin uzaktan yapılması değil eğitimden uzaklaşmaktır. AKP için amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir ki bu sözleriyle de bunu dışa vurmaktan kaçınmamışlardır.

Zorunlu din derslerini daha da ilerletip zorunlu imam hatipleşmeye çevirmeye çalışıldığı genel AKP politikası bu yılda tüm zorbalığıyla kendini hissettirdi. Farklı inançlara tahammülsüzlük eğitimin içine monte edilmiş gibi okullardan dinsel ve mezhepsel farklılık zorbalığı haberleri gelmeye bu sene de tanık olduk. Hele ki Yusuf Kalkavan Anadolu Lisesinde çalışan bir öğretmenin muhaliflere, kadınlara, farklı mezheplere yönelik tehdit içerikli sosyal medya paylaşımları bile tek başına AKP eğitiminin karnesi gibidir.

Pandemi nedeniyle ara verilen yüz yüze eğitimin yerine uygulanmaya çalışılan uzaktan eğitimin bir parçası olan EBA uygulaması mobbing aracına dönüştürülmüş, yasal zemini olmamasına rağmen kullanımı için tehditler savrulmuştur. AKP uzaktan eğitimde de kalmıştır.

Kent yoksullarının yaşadığı bölgelerdeki öğrencilerin sorunlarını çözmek yerine sosyo/ekonomik açıdan dezavantajlı öğrencilerin örgün eğitimden uzaklaşmasına göz yumulmuştur. AKP yoksulların çocukları için eğitim politikaları geliştirmekten kaçınmış bu açıdan da karnesinde bir kırık not daha orta çıkmıştır.

Eğitim için bütçe payını her geçen yıl kısan iktidar kamu kaynaklarını özel kurumlara pervasızca peşkeş çekmiş bu nedenle ihtiyaç duyulan binlerce derslik yapılamamış, dini vakıfların denetimsiz kurslarına, sözde eğitim kurumlarına genç beyinlerimiz mahkum edilmiştir. Okullaşma konusunda da AKP kırık not almıştır.

Demokratik kültürü benimseyemeyen iktidar tek tipçi söylemleri dayatarak öğretmenin özerkliğini de ortadan kaldırmıştır. AKP demokratik kültürden de sınıfta kalmıştır.

Kentlerin köklü eğitim kurumlarını kapatarak, ranta kurban ederek kent hafızasını da silmeye çalışan AKP eğitimde kurumsallaşmayı da bitirerek sınıfta kalmıştır.

Kısaca AKP ve zihniyeti eğitimi bitirmek için mücadele ededursun EĞİTİM-SEN karanlığa karşı aydınlık, zorbalığa karşı demokrasi, kayırmacılığa karşı liyakat, korkuya karşı sevgi ve dayanışma demekten geri durmayacaktır.

Yaşasın özgür ülke, özgür bilim, özgür okullar.

EĞİTİM-SEN MERSİN ŞUBE

YÜRÜTME KURULU

  SALGIN DÖNEMİNDE EĞİTİM  

  

UZAKTAN EĞİTİM

  1. Uzaktan eğitim dönemi eşitsizlikleri derinleştirmiştir. İnternet erişimi olmayan öğrenciler uzaktan eğitimden yararlanamamıştır. Özellikle sınav senesinde olan öğrenciler açısından bu eşitsizlik daha yoğun yaşanmıştır. Ailesi çalışmaya devam etmek durumunda olan öğrenciler EBA TV’den sunulan dersleri takipte sıkıntı yaşamıştır.
  2. Anadili Türkçe olmayan öğrenciler, göçmen ve mülteci ailelerin çocukları uzaktan eğitimden eşit yararlanamamıştır.
  3. Eğitim yöneticilerinin öğretmenlerden kullanmasını istediği, yönlendirdiği, kimi yerlerde de kullanmaya zorladığı “Zoom” programını kullananların kişisel bilgilerinin satışa çıkarıldığı bilgisi basına yansıdı. Buna rağmen, kimi önlemler alınarak MEB Bakan Yardımcısı’nın imzası ile bu programların kullanılabileceğine dair illere yazı gönderildi. Onaylanmamış canlı sınıf uygulamalarının kullanılmaması gerektiğini ifade ettik.
  4. Salgınla beraber başlayan uzaktan eğitimin ayrıntılı ve bilimsel olarak değerlendirilmesi, bunun için de MEB’in uzaktan eğitimle ilgili verileri paylaşması gerekmektedir.
  5. MEB yöneticilerinin yapmış oldukları açıklamalardan dolayı uzaktan eğitimin yüz yüze eğitimin yerini alabileceğine dair yanlış bir algı oluşmuştur. Bunun hızlıca değiştirilmesi gerekmektedir.
  6. Uzaktan eğitimde ders aracı olarak belirlenmemiş sistemlerin öğretmenler tarafından kullanılması istenmiştir.
  7. Uzaktan eğitimde kullanılan ders içerikleri, derslerin anlatım hızı ve kullanılan içerikler ile uzaktan eğitimden amaçlananlar arasında uyum yoktur.
  8. Uzaktan eğitimde kullanılan içeriklerin denetimi yapılmalı, uygun olmayan içerikler kullanılmamalıdır.
  9. Uzaktan eğitim yaz tatilinde de devam edeceğinden öğretmenlere ders çekimlerinde görev verilmektedir. Öğretmenlerin, dinlenme başta olmak üzere, hakları yok sayılarak görevlendirme yapılmamalıdır.
  10. Uzaktan eğitimde kimi derslerin anlatımında yaşanan olumsuzluklar, siyasal iktidarın kendi siyasal ve ideolojik amaçlarını eğitime hâkim kılma isteğinin bir sonucudur. Aynı yüz yüze eğitimde olması gerektiği gibi uzaktan eğitimde de ders içerikleri bilimsel ölçülere göre oluşturulmalıdır.

 

EĞİTİM EMEKÇİLERİ

  1. Öğretmenlerin Haziran 2020 mesleki çalışmalarını okullarda, yüz yüze yapması kararından vazgeçilerek uzaktan yapılmasına dönük karar alındı. Eğitim Sen’in bu konu hakkında yaptığı ankete 4886 kişi katıldı. Katılımcıların %88,5’i “Mesleki çalışmalar uzaktan (çevrimiçi) olsun.” derken, sadece %11,5’i “Okullarda yapılsın.” dedi. Eğitim Sen, 8 Haziran 2020 tarihinde mesleki çalışmalarla ilgili alınan kararın değiştirilmesi ve uzaktan yapılmasıyla ilgili karar alınması için MEB’e yazı yazdı. Sendikamızın ısrarlı takibi sonucunda mesleki çalışmaların uzaktan yapılması kararı alındı.
  2. Öğretmenler istekleri dışında ve uzmanlık alanlarına uygun olmayan şekilde “vefa destek gruplarında” görevlendirilmiştir. Bu durum, toplumsal fayda üretmediği gibi, arkadaşlarımızın sağlığı açısından da risk oluşturmuştur. Bu gruplarda çalışırken yaşamını yitirenler oldu.
  3. 28 Mart 2020 tarihli ücret kesintisi kararıyla öğretmenlerin hakları sınırlandırılmakta ve daha da önemlisi toplu sözleşme sonucunda edinilen haklarımızın  kullanımı engellenmektedir. Yoğun çabalarımız ve girişimlerimiz sonucunda meslek lisesi öğretmenlerinin mağduriyeti kısmen giderilse de sorun ortadan kalkmamıştır.
  4. Öğretmenlere ek ders ücreti ödememek için MEB tarafından alınan 28 Mart 2020 kararlarının yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’a dava açtık. Söz konusu kararları, öğretmenlerin ekonomik haklarını sınırlandırdığı ve daha da önemlisi toplu sözleşmeyle edinilmiş bir hakkın kullanımını engellediği için kabullenmemiz mümkün değildir.
  5. BİLSEM öğretmenlerinin ücret sorunu devam etmektedir. BİLSEM öğretmenlerinin ücretleri kesilemez. MEB hızla bu durumu düzeltmeli ve BİLSEM öğretmenlerinin mağdur olmasını engellemelidir.
  6. Ücretli öğretmenler ve usta öğreticilerin ücret kayıplarının karşılandığına dair bir algı oluşturulmuş olsa da gerçekte arkadaşlarımızın yaşadığı mağduriyetler devam etmektedir. Alınan karara göre, arkadaşlarımıza yapılan ödemeler okullar açıldığında yapılacak telafi eğitimi içindir. Eğitim yöneticilerinin bu durumla ilgili arkadaşlarımıza taahhütname imzalatması kabul edilebilir bir durum değildir. Ücretli öğretmenler ve usta öğreticiler, aynı diğer öğretmenler gibi, ücretli idari izinli sayılmalıdır.
  7. İdari, teknik ve diğer işleri yapan yardımcı hizmetler sınıfındaki eğitim emekçilerinin 1 Haziran 2020 tarihinden bu yana tam zamanlı çalışmaya başlaması arkadaşlarımızın sağlığını tehdit etmektedir. Bu durumda olanların günlük çalışma süreleri kısaltılmalı, dönüşümlü çalışmalarına olanak sağlanmalıdır.
  8. Ocak 2020 dönemi olarak 18 Mart tarihinde ataması yapılan 19.921 öğretmen arkadaşımız hala göreve başlayamadı. 22 Haziran tarihinden itibaren kararnameleri atandıkları illere gönderilecek olan arkadaşlarımız, bu defa da mesleki çalışmaları istedikleri illerde değil atandıkları illerde yapmak durumunda kalacak. Öğretmenlerin mali ve özlük hakları, göreve başladıkları tarihte değil, atandıkları tarihten itibaren başlatılmalıdır.
  9. Öğretmenler, eğitim yöneticileri tarafından, salgın döneminde başlatılan yardım kampanyalarına bağış yapmaya zorlanmıştır. Yardım kampanyalarına katılmak veya katılmamak tamamen çalışanların kararına bağlıdır. Kimse bağış yapmaya zorlanamaz.
  10. 2020/8 sayılı genelgeye göre idari izinli sayılması gereken 60 yaş üzeri ve kronik rahatsızlığı olan MEB çalışanları, Personel Genel Müdürlüğü’nün yazısından dolayı salgın döneminde çalışmak durumunda kalabilir. Bu durumun düzeltilmesi için MEB’e yazı yazdık.
  11. OHAL İşleri İnceleme Komisyonu’nda Eğitim Sen üyesi eğitim ve bilim emekçilerinin başvurularının sonuçlanma oranı diğer dosyalara göre düşüktür. Bu durumun komisyonun arkadaşlarımıza yönelik özel bir tercihinin sonucu olduğunu düşünüyoruz.
  12. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdare Dava Dairesi ihraç bir üyemizin pasaport yasağının kaldırılmasına karar verdi. Tüm ihraç arkadaşlarımız acilen görevlerine iade edilmeli ve tüm hakları geri verilmelidir.
  13. OHAL Komisyonunun çalışmasında bir yavaşlama söz konusudur. Geçen her gün ihraç arkadaşlarımız için yeni mağduriyetler demektir.
  14. Ücretsiz izinden dönmek isteyen öğretmenlerin talepleri kabul edilmemiştir. Ücretsiz  izne ayrılmak ve geri dönmek mevzuatla düzenlenmiş haklarımızdır.
  15. Haziran 2020 dönemi olarak sadece 20.000 öğretmen atamasının yapılması yeterli değildir. Gereksinim kadar atama yapılması ve alanlara göre kontenjanların gerçek duruma ve gereksinime göre yeniden belirlenmesi gerekmektedir.
  16. Eğitim alanında çok sayıda kesim bu süreçte mağdur oldu. Bu kesimlerden biri de PİKTES öğretmenleridir. Arkadaşlarımızın sorunlarının çözümü için MEB’in acil önlem alması gerekmektedir.
  17. Eğitim yöneticileri EBA’yı öğretmenler için bir yarışma ve rekabet alanına dönüştürmektedir. EBA’da öğretmenlere puan vermenin hukuki dayanağı yoktur. Eğitim Sen bu uygulamanın kaldırılması için üzerine düşeni yapmış, MEB’e konu ile ilgili başvuruda bulunmuştur. Yarışma yok, dayanışma var.
  18. MEB, EKYS sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından “Yönetici Atama Takvimi”ni açıkladı. Salgının geldiği aşamada MEB’in önceliğinin yönetici ataması olmasının anlaşılabilir bir tarafı yoktur.
  19. EKYS sonucuna göre atama talep edeceklerden iller arası tayin isteyeceklerin yöneticilik iş ve işlemleri atamasının yapıldığı ilde yapılmalıdır.
  20. Rehber öğretmenler, özellikle İstanbul’da, uzmanlık alanlarına, aldıkları eğitime ve mesleki deneyimlerine uygun olmayan işlerde görevlendirilmiştir. Görevlendirmeler isteğe bağlı ve uzmanlık alanına uygun yapılmamıştır.
  21. Sağlık kuruluşlarında resen görevlendirilen MEB’de çalışan hizmetli ve memur arkadaşlarımıza verilen görevler sağlık açısından risk oluşturmuştur. Görevlendirmeler bilimsel ölçülere ve mesleki deneyime göre, isteğe bağlı ve akılcı şekilde yapılmamıştır.
  22. Kimi okul yöneticileri, okul aile birlikleri tarafından çalıştırılan eğitim emekçilerinin ücretlerini öğretmenlerin karşılamasını istemiştir. Kamunun sorumluluklarını öğretmenlerin üstlenmesi beklenemez. Kimse mağdur edilmemeli, arkadaşlarımızın ücretleri devlet tarafından ödenmelidir.
  23. Tüm uyarılara rağmen MEB merkez binada çalışma devam etmiş ve MEB Personel Genel Müdürlüğü’nde çalışan bir arkadaşımıza virüs tanısı konulmuştur.
  24. Öğretmenlerin tatilleri ile ilgili yasa TBMM’de kabul edildi. Yasanın kabulünden sonra yaz tatilinin kısalıp kısalmayacağı ile ilgili bir tartışma başladı. Bu konuda bir mağduriyet oluşmaması ve öğrenciler açısından istenilen sonuca ulaşılabilmesi için, MEB’in konunun tüm tarafları ile bir araya gelmesi ve süreci birlikte sürdürmesi gerekmektedir. Söz konusu yasanın en fazla mağdur ettiği kesim rehber öğretmenler olmuştur. Bu konuda acilen yeniden bir düzenleme yapılmalı ve oluşabilecek sorunlar engellenmelidir.
  25. Öğretmenleri ve haklarını hedef alan, eğitim yaşamımız üzerinde vesayet kurmaya çalışan kimi sözde gazetecilere karşı MEB sessiz kalmıştır.
  26. Zorunlu çalışma yükümlülüğü olan arkadaşlarımızın bu yükümlülüğe bağlı yer değiştirme işlemleri 2021 yılına ertelenmiştir. Zorunlu çalışma yükümlülüğü bulunanların muaf tutulmaları için gerekli olan yıl sınırı güncellenmelidir.
  27. Öğretmenlerin 2020 yılı yer değiştirme takvimi ertelendi. İl içi isteğe bağlı tayinler Temmuz’da, il dışı ve mazerete dayalı tayinler Ağustos ayında yapılacak.
  28. Proje okullarında görev yapan eğitim yöneticilerine yeniden görevlendirilme için başvuru hakkı verilmiştir. Bu durumun eşitsizlik yaratması kaçınılmazdır. Toplumsal fayda üretmeyen proje okulu uygulaması sonlandırılmalıdır. Bu okullara atamalar ve görevlendirmeler genel kurallara göre yapılmalıdır. Eğitim yöneticileri demokratik katılım ve yöntemlerle belirlenmelidir.
  29. Bu dönemde Anayasa Mahkemesi güvenlik soruşturması ile ilgili kanunu iptal etti. Güvenlik soruşturması nedeniyle göreve başlatılmayan kamu emekçilerinin mağduriyetlerinin acilen giderilmesi ve tüm hak kayıplarının karşılanarak görevlerine bir an önce başlatılması gerekmektedir.
  30. Öğretmenler için planlanan hizmet içi eğitim faaliyetlerinin özel şirketlere yaptırılmasına devam edilmiştir.
  31. Proje okullarına öğretmen alım duyuruları yayınlanmış ve öğretmen alım süreçleri başlamıştır. Toplumsal fayda üretmeyen; eğitimin piyasalaşmasının bir adımı olan ve kadrolaşmanın önünü açan “proje okulu” uygulamasının artık sonlandırılması gerekmektedir.
  32. Öğretmenler idari izinli olmasına rağmen Muğla Milas’ta bir okul yönetimi öğretmenleri okul bahçesinde yapılacak toplantıya çağırmıştır.
  33. MEB ile Eğitim Bir Sen arasında Kurum İdare Kurulu (KİK) Nisan 2020 toplantısında 13 maddede mutabakat sağlandığı kamuoyuna açıklandı. KİK toplantısı sonucunda somut bir kazanım elde edilemediği açıktır.
  34. MEB, 2017 Temmuz döneminde atanan öğretmenlerin mağduriyetine çözüm üretmemiştir. Göreve başlama değil atama tarihi esas alınmalı ve arkadaşlarımızın mazeret tayininden yararlanması sağlanmalıdır.
  35. MEB, öğretmenlerin hizmet puanlarını hesaplama sisteminde değişikliğe gidileceğini açıkladı. Öğretmenler arasında eşitsizlik yaratacak ve rekabete neden olacak bu uygulamadan vazgeçilmelidir.
  36. Haziran 2020 dönemi öğretmen adayları, isterlerse Ocak 2020 döneminde almış oldukları sözlü sınav puanını kullanabilecekler. Bu karar sorunu çözmeyecektir. Mülakat muktedirin istemediğinin, makbul görmediğinin elenmesinin aracıdır. Mülakat uygulamasına son verilmelidir.
  37. Kamu üniversitelerinin sosyal tesislerinde çalışan işçilere kısa dönem çalışma ödeneğinden ödeme yapılmamaktadır. Rektörlükler sorunun çözümü için sorumluluk almalıdır.
  38. MEB, BİLSEM öğretmen seçimi ile ilgili kılavuzunu yenileyerek tamamlanamayan sözlü sınavların 19 Haziran’a kadar tamamlanmasını istedi. Sorunun devam etme olasılığı yüksektir. MEB’in mülakat uygulamasını tamamen sonlandırması gerekmektedir.
  39. MEB Hayat Boyu Öğrenme Kurumları Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle öğretmenlere tatillerde de görev verilmesinin önü açılmaktadır. Dinlenme hakkını sınırlandıran yasalar ve yönetmelikler yeniden düzenlenmelidir.
  40. MEB, Adaylık Kaldırma Sınavı’na girecek olan öğretmen arkadaşlarımızdan 120 TL sınav ücreti talep etmektedir. Adaylık Kaldırma Sınavı için ücret talep edilmemelidir. Kamu hizmeti üreten kamu emekçilerinden kendi kurumlarının ücret talebi kamusal hizmetin doğasına aykırıdır.
  41. MEB, aile mazereti tayinlerinde yıl sınırını kaldırmalıdır. Öğretmenlerin ekonomik ve özlük haklarında göreve başlama tarihi değil, atama tarihi esas alınmalıdır.
  42. Halk eğitim merkezlerinde ve Olgunlaşma Enstitülerinde görevli kadrolu öğretmenler kurs olmasa dahi kurumda bulunmaya zorlanmaktadır. Kursu olmayan öğretmenlerin okulda bulunmaya zorlanmaması gerekmektedir.
  43. Köy öğretmeninden lojman ücreti alınmaktadır. Bu durum köy öğretmenine tarihsel olarak yüklenen anlama da 222 sayılı Yasa’nın ruhuna da aykırıdır. Bu konu ile ilgili acil düzenleme yapılmalıdır.
  44. Öğretmenlerin idari izinli oldukları dönemde okula temizlik yapmaya çağrılması münferit bir örnek değil eğitim yöneticilerinin öğretmenlere bakış açısını göstermesi açısından önemli bir örnektir.

 

EĞİTİM

  1. Liselerde sorumluk sınavları 22-30 Haziran tarihleri arasında yapılacak. Karar açıklandığında da bu sınavların ertelenmesi gerektiğini ifade etmiş ve salgınla ilgili risklere dikkat çekmiştik. Salgınla ilgili gelinen aşama, önceden alınan her kararda olduğu gibi, sorumluluk sınavları ile ilgili kararın da yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir. Vaka sayılarında yaşanan artış dikkate alınarak, sorumluluk sınavları ileri bir tarihe ertelenmelidir.
  2. Okulların ve üniversitelerin fiziksel olarak “yeni normale” göre hazırlanması ve bugüne kadar devam eden işleyişin de yeni normale göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Yaklaşık 30 milyon kişiyi doğrudan ilgilendiren bu konuda Haziran ayına gelinmiş olmasına rağmen kapsamlı bir çalışma yapılmamış olması ciddi bir eksikliktir.
  3. Meslek liselerinin dersleri yeniden belirlenerek, haftalık ders çizelgesi yayınlandı. Sanat ve spor dersleri, 9. sınıfta 4 saatten 2 saate indirilerek beden eğitimi dersi, beden eğitimi ve spor, görsel sanatlar ve müzik grubunda seçmeli hale getirildi. Ayrıca rehberlik dersi kaldırıldı. Bu durumu kabul etmemiz mümkün değildir.
  4. MEB 31 Mart 2020 tarihi itibarı ile öğrenci nakillerini durdurdu ve 15 Haziran tarihinde nakiller yeniden açıldı. MEB’in öğrenci nakillerini durdurması, özel okullardan kamu okullarına geçmek isteyen öğrencileri mağdur etmiştir.
  5. Tüm uyarılarımıza rağmen, salgın döneminde kapalı olması gereken meslek liseleri açık tutulmuş, kimi malzemelerin üretimi devam etmiştir. Bu dönemde il ve ilçe eğitim yöneticileri okul müdürlerini, okul müdürleri de öğretmenleri çalışmaya zorlamıştır. Öğretmenler idari izinli olmasına rağmen okullara gelmeye zorlanmıştır.
  6. Bu dönemde sendikamızın açtığı dava sonucunda bir ilçe milli eğitim müdürlüğünün yaptığı protokolün yürütmesi, hukuki dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle durduruldu. Eğitim alanını sermayeye, dini vakıf ve cemaatlere açan tüm protokollerin iptal edilmesi gerektiğini ifade etmeye devam ediyoruz.
  7. Eğitim Sen, öğrencilerimizin sağlık ve eğitim hakkı için “YKS-LGS Ertelensin” imza kampanyası başlattı.
  8. Geçici koruma altında bulunan, ancak kimlik numaraları ve ikamet adreslerinden dolayı okullara kayıtları yapılmayan öğrenciler EBA’yı kullanamamıştır. MEB, okullarda bulunan misafir öğrencileri tespit ederek, EBA kullanabilmeleri için gerekli düzenlemeleri yapmalıdır.
  9. MEB, daha önceden 6 Haziran 2020 tarihine ertelenen “Bursluluk” sınavının 5 Eylül 2020 tarihine ertelendiğini açıkladı.
  10. Salgının tam olarak geçmemiş olması nedeniyle koranavirüsün yayılmasını önlemek ve sınavlara katılacak adaylar ile sınavlarda görev alacak öğretmenlerin sağlığının korunması amacıyla kalfalık ve ustalık sınavları Ağustos’a ertelendi.
  11. ÖSYM, atandıkları sınav merkezinde ikamet etmeyen öğrencilerin sınav yeri değişiklik taleplerini aldı. Sınavlarda öğrencilerin mağdur olmaması ve sağlıklarının riske girmemesi için tüm önlemlerin titizlikle alınması gerekmektedir.
  12. Okul öncesi eğitim kurumlarının 1 Haziran tarihinden itibaren açılmasını sağlık açısından risk oluşturmaktadır. Salgın bitene dek bu kurumların kapalı kalması gerekmektedir.
  13. MEB, Açık Öğretim Okulları 2’inci dönem sınavlarının 25-26 Temmuz 2020 tarihlerinde yapılmasına karar verdi. Örgün eğitim kurumlarında okuyan öğrencilerin birinci dönem notları sene sonu notu olarak kabul edilirken, aynı hakkın açık öğretim okullarında eğitim alan öğrencilere tanınmamış olması eşitsizlik yaratmaktadır.
  14. Yetenek sınavlarının tarihleri öğrenciler ve sınavda görev alacak öğretmenler açısından sağlık riski oluşturabilir. Bu sınavların ertelenmesi doğru olacaktır.
  15. Mersin Ölçme Değerlendirme Merkezi tarafından hazırlanan 6. sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi tarama sınavında sorulan bir soru kamu kurumlarının tarafsızlığı ve tüm inançlara eşit mesafede durma ilkesine aykırıdır.

 

           YÜKSEKÖĞRETİM

  1. YÖK, internet erişimi olmayan öğrencilere kayıt dondurma hakkı verdi. Öğrencilerin bilgisayarının ve internet bağlantısının olmamasının “kayıt dondurma”  gerekçesi olarak değerlendirilmesi eşitsizliğin normalleştirilmesidir. Bu gerekçe kabul edilemez.
  2. YÖK, lisansüstü eğitim yapanlardan tez aşamasında olanlara iki dönem süre uzatma ve bunun da azami süreden sayılmaması ile ilgili karar aldı. Bu karar sadece tez aşamasında olanları değil, tüm lisansüstü eğitim yapanları kapsayacak şekilde genişletilmelidir.
  3. Üniversitelerde uzaktan eğitimin başlamasının ardından erişim ve içerikle ilgili çok sayıda sorun yaşanmıştır.
  4. YÖK Başkanı’nın uzaktan yapılacak olan derslerin oranının %40’a çıkarıldığı açıklamasını kabul etmemiz mümkün değildir. Uzaktan eğitimin asıl eğitim haline gelmesi üniversitenin doğasına ve işlevine aykırıdır.
  5. Üniversitelerde final sınavlarının uzaktan yapılmasının yarattığı çeşitli sorunlar oluştu.
  6. Yükseköğretim alanında sözleşmeli olarak çalışan canlı model arkadaşlarımıza üniversitelerin kapalı olduğu dönem için ücret ödemesi yapılmamaktaydı. Konuyu kamuoyunun gündemine taşımamız sonucunda sorunun çözümünde ilerleme sağlanmıştır.
  7. Üniversitelerde kadro ilanlarının kişiye özel yapılmasına bu dönemde de devam edilmiştir.
  8. Sağlık Bakanlığı’nın talebi doğrultusunda YÖK üniversitelerde yılsonu sınavlarının yüz yüze yapılmaması kararı aldı.
  9. Kamu kurumlarında 1 Haziran 2020 sonrasında çalışmayı düzenleyen 2020/8 sayılı genelgeye göre üniversite rektörlüklerinin kronik rahatsızlıkları olanların durumlarını yeniden değerlendirmesi söz konusu değildir. Çalışanların sağlığıyla ilgili alınacak önlemlerde titizlik gösterilmeli; kronik rahatsızlığı olan çalışanlara kolaylık sağlanmalıdır.
  10. Üniversitelerde kimi akademisyenlerin istismarı meşrulaştıran açıklamalarını, ders notlarını ve içeriklerini kabul edilemez buluyoruz. Üniversitede yaşanan çürümenin durdurulmasına buradan başlamak gerekmektedir.
  11. Yükseköğretim Kurumları Döner Sermaye İşletmeleri’nin kurulmasına dair yönetmelik Resmi Gazete’de 18 Haziran 2020 tarihinde yayınlandı.
  12. Kamu üniversitelerinin sosyal tesislerinde çalışan işçilere kısa dönem çalışma ödeneğinden ödeme yapılmamaktadır. Rektörlükler sorunun çözümü için sorumluluk almalıdır.
  13. Mersin Üniversitesinde öğrencilere yönelik baskı ve soruşturmalar tüm hızıyla devam ediyor. Öğrencilerin eğitim ve barınma hakkına yönelik bu uygulamalar kabul edilemez.

 

ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI

  1. Özel öğretim kurumlarında çalışmakta olan arkadaşlarımız işten çıkarılma, yarı ücretle çalışmaya zorlanma veya ücretlerinin ödenmemesi sorunlarını yaşamıştır.
  2. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri 15 Haziran tarihinde açılmıştır. Bu merkezlerden hizmet alanların özellikleri nedeniyle fiziksel mesafenin sağlanması mümkün değildir. Bu merkezlerin açılması salgın bitine dek ertelenmelidir.
  3. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapan öğretmen ve diğer çalışan arkadaşlarımızın yaşadığı mağduriyet bu dönemde de devam etmiştir. MEB konuyu bir türlü gündemine almamaktadır. Bu merkezlerin kamulaştırılması talebiyle bir imza kampanyası başlatılmış ve sendikamız da bu kampanyayı destekleyerek kamulaştırma talebinin gündeme alınması gerektiğini ifade etmiştir.
  4. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri öğretmenleri kendi sorunlarının çözümünde doğrudan taraf olmak için örgütlenme kararı aldı ve Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri Öğretmenleri Derneği’ni (ÖZRO-DER) kurdu. Yolunuz açık olsun arkadaşlar, dayanışmayla.
  5. MEB, özel okul sahiplerinin isteği doğrultusunda özel okul öğrencilerinden alınan ücretlerin okulların kapalı olduğu dönemde geri ödenmemesi kararı almıştır. MEB’in tercihi özel okul sahiplerinden yana değil, öğrenciler ve özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçilerinden yana olmalıdır.
  6. Kamu Denetçiliği Kurumu, özel eğitim kurumlarında çalışan ücretli öğretmenlerin de kadrolu öğretmenler gibi, ders ücretini artırımlı alması gerektiğine dair tavsiye kararı aldı.
  7. Bazı özel okullarda velilerin ödedikleri ücretleri talep etmesi sonrasında okul yönetimi öğrencilerin kayıtlarını silerek, e-okul sisteminin dışına çıkarmıştır. Bu durum eğitimin ticaretin malzemesi olarak görülmesinin sonucudur. Kamu hizmeti haktır, alınıp satılmaz.
  8. MEB, isteyen özel okulların 15 Ağustos tarihinden itibaren telafi eğitimi yapabileceğini açıkladı. MEB’in önceliği özel okul sahiplerinin gereksinimleri değil, öğrencilerin eğitim hakkı ve sağlığı olmalıdır. Ayrıca, alınan bu karar özel okullar ve resmi okullar arasında eşitsizlik oluşturacaktır.

 

                                                                          KAMUOYUNA SAYGIYLA SUNARIZ

 

EĞİTİM SEN MERSİN ŞUBESİ YÜRÜTME KURULU

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.